Teknoloji Herşeyim

Just another WordPress.com weblog

Prison Break 3. Sezon Sona Erdi

Dün akşam Prison Break’in 3. sezon 13. bölümü yayınlandı. Bu bölüm aynı zamanda 3. sezonun son bölümü oldu. Aslında çok büyük beklentiler içerisinde izledim son bölümü ancak beklentilerimi karşılamadı desem yalan olmaz. Bir sürü cevaplanacak soru varken dizi öyle bir yerde bittiki, 4. Sezon gelecek mi gelmeyecek mi anlayamadık. Ve bu derece tempolu giden 3. sezona yakışmayan bir son oldu bence. Zaten, Sara’nın ölmesinden sonra sanki zoraki bir şekilde sezon tamamlanmaya çalışılıyor gibi gelmişti bana.

Devamı »

Şubat 20, 2008 Yazan: teknolojiherseyim | Donanım Genel | , , , | Yorum yapılmamış

Internet olmasa ne yapardık?

Dün gece blogosferde rutin daldan dala gezerken çat dedi internet gitti.Modemin adsl ışığı da söndü. O kadar çok Adsl kesintisi yaşanıyorki bu bölgede dedim heralde yine arıza var. Dayanamadım 4440375′i aradım, hiç umudum yoktu karşıma birisinin çıkacağından ama neyseki bir Telekom yetkilisi telefonu açtı. Bilgilerimi verdim ve 5dk kadar hatta bekledim (buna da şükür). Sonra yetkili demez mi “faturanızı ödememişsiniz”. Sorun anlaşılmıştır.

Faturayı ödemeyi unutmuşum ve gecenin 11.de Adsl’imi kapatmış Telekom. Internetsiz durulmuyorki kardeşim. Ne yapayım ne edeyim gecenin yarısında nasıl açtırayım internetimi tekrar diye düşünürken geçenlerde TV de yayınlanan Garanti WAP Bankacılığı aklıma geldi. Benim Nokia E50′den hemen bağlandım wapa. Hakikaten Wap şubesi işe yarıyordu, en azından login olmuştum. Ödemeler/Telekomünikasyon/Turk Telekom ve müşteri numaramı girdim. Fatura çıktı karşıma hemen onayladım ve ödendi dedi sistem.

Tekrar 4440375′i arayıp 5-10 dk daha cebelleştim ve bir yetkili çıktı karşıma. Dedim böyle böyle… “ödedim, açın hemen” : ) Telefonu kapatır kapatmaz ADSL ışığı yandı tekrar modemin üzerindeki.

Wap ya da Web.. Internet’siz bir hayat düşünemiyorum. Internet olmasa ne yapardık?

Şubat 11, 2008 Yazan: teknolojiherseyim | Donanım Genel, Genel-Internet | , , , | Yorum yapılmamış

Şirketlerin Logo Evrimi

Büyük teknoloji şirketleri uzunca süredir faaliyetlerini devam ettiriyorlar. Peki bu şirketlerin logoları kaç yılında nerede doğdu ve yıllar içinde nasıl evrim geçirerek bugünkü haline geldi? Netorama çok güzel bir araştırma yapmış ve teknoloji şirketlerinin nasıl kurulduklarını ve logolarının günümüze gelinceye kadar nasıl metamorfoz gerçirdiğini araştırmış. Yazının orjinalinden de alıntılar yaparak sizlerle paylaşmak istiyorum. Hadi hepsi neyse de Nokia’nın logosunun bir “balık” tan ibaret olduğunu görünce şaşkına döndüm :)

ADOBE

Adobe Logo

1982 yılında, 40 lı yaşlardaki iki programcı olan John Warnock ve Charles Geschke çalıştıkları Xerox’dan ayrılarak kendi şirketlerini kurma kararı verdiler. Şirketi kurduktan sonra ilk odaklandıkları şey ise PostScript oldu. Warnock ve Geschke, Adobe’u kurduktan sonra para kazanmak için her türlü kazanç kapısını zorladılar. Geschke’in 80 yaşındaki babası, raf olarak kullanmaları için bir eşya verirken, Warnock’ın karısı da Adobe’un ilk logosunu tasarladı.

Apple

logo-apple.gif

Apple diyince akla ilk gelen isim pazarlama dehası olan Steve Jobs oluyor. Belki bir çoğunuz Steve Jobs’ın hikayesini okumuştur ama geçen yıl birlikte çalışma fırsatı bulduğum sevgili Tunç öyle güzel anlatmışki affına sığınarak “Aç Kal Budala Kal” adlı yazısından alıntı yapıyorum.

Yakalandığı kanserden dolayı ölümle burun buruna gelince “Her gününü, hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın” deyişini yaşamının da parolası yapmış.

Steve Jobs “Aç kal, budala kal” diyor gençlere.

“Stay Hungry. Stay Foolish.” Başarı ve tükenişi uç noktalarda yaşamış biri olarak gerekirse dünyanın sana sunduklarından vazgeç, hatta okula bile gitmeyebilirsin ancak asla maceracı ruhundan taviz verme önerisinde bulunuyor.”Yüreğinin ve sezgilerinin sesini dinle; onlar seni yanıltmaz. Neyi sevdiğini bul.” Aşık olacağın, büyük bir tutkuyla inanacağın işin sana zaten istediğin başarıları getirecek.

Evlenmemiş annesi 1955 yılında Steve’i doğurup evlatlık vermiş. Onu evlatlık alan anne üniversiteyi, baba ise liseyi dahi bitirmemiş. 17 yaşında üniversiteye başlıyor ancak ailesinin karşıladığı okul parasına değmeyeceğini düşünüp 6 ay sonra bırakıyor okumayı. Yani o da ailesi gibi üniversite mezunu değil. Hayatındaki birçok başarısını ise işte bu kararına bağlıyor.

Kısa bir süre Atari’de çalıştıktan sonra 20 yaşındayken arkadaşı Steve Wozniak ile ailesinin garajında Apple‘ı kuruyorlar. İlk sermayesi de eski VW minibüs ve hesap makinasını satarak kazandığı paradan oluşuyor.

Apple I, Apple II, Apple III denemelerinden sonra 30 yaşına bastığında Macintosh da çıkıyor görücüye. Apple’ın başkanlık koltuğu için “Ömrünün sonuna kadar sadece şekerli su mu satmak istiyorsun yoksa dünyayı mı değiştirmek istiyorsun ?” diyerek Pepsi Cola’dan (CEO) ayarttığı John Scully ile daha sonradan anlaşamıyor, herkesin önünde kavga ediyor ve kendi kurduğu şirketinden kovuluyor. Yıl 1985.

Steve Jobs ise “İyi ki kovmuşlar” diyor. NeXT Computers ve daha sonra da Pixar Animation Studios‘u kuruyor. Daha sonra Apple’da işlerin kötü gitmesi üzerine 1996′da danışmanlık yapmaya başlıyor. 1997′de ise ne yapıp edip Apple’ın NeXT’i satın almasını sağlıyor ve yeniden başkan oluyor kurduğu şirketine. Yıllık 1 dolarlık maaşıyla Guiness Dünya Rekorları’nda en düşük maaşlı CEO ünvanına sahip. [Alıntı: Fikir Atolyesi, Orjinal Hikaye Apple II History]

Apple’ın kurulduğu yıl Steve Jobs, ağırdan giden satışlarının nedenini, kullandıkları ve oldukça karmaşık olan Isaac Newton’ın elma ağaçları altında oturduğu bir kareden oluşan logolarına bağlıyor(bu logoyu Ronald Wayne yaratmış). Rob Janoff’ı yeni bir logo tasarlaması için görevlendiriyor ve ortaya uzun yıllar kullanılacak olan gökkuşağı desenli modern Apple logosu çıkıyor. Steve Jobs’ın geri dönmesinin ardından firma kullanmış olduğu gökkuşağı desenli logosunu (Mike Scott’a göre bu güne kadar tasarlanmış en pahalı logo buydu) 1999 yılında tekrar modernize ediyor ve günümüzdeki halini alıyor.

CANON 

logo-canon.gif

150px-jiuhuashan_bodhisattva_image.jpg

1930 yılında Goro Yoshida ve eniştesi Saburo Uchida, Japonya’da Precision Optical Instruments Laboratory’i kuruyorlar. 4 yıl sonra ise Kwanon adını verdikleri ilk kameralarını tasarlıyorlar. Logoyu ise Budist Bodhisattva‘dan esinlenerek tasarlıyorlar. Bu soğuk logoya rağmen şirket, hem okunurken daha kulağa hoş gelen kısa bir kelime olduğu için hemde yine okunuşta Kwanon’a çok benzediği için ayrıca Japonca’da “hassasiyet” anlamına geldiği için Canon ismini tescil ettiriyorlar. Bu slogan ilerleyen yıllarda Canon’un karakteristiğini belirlemiş oldu.Yıllar içinde Canon logosu ufak değişimlere uğrayarak günümüzdeki haline geldi.

GOOGLE

logo-google.gif

1996 yılında Stanford Üniversitesi doktora öğrencileri olan Larry Page ve Sergey Brin ileride Google olarak anılacak bir arama motoru geliştirdiler.Bu arama motoru BackRub olarak biliniyordu. Anlamı ise,websitelerin back-link lerini çeşitli algoritmalar ile araştırmasından geliyor. Daha sonra Googol kelimesi üzerinde oynayarak bugünkü Google’ı yaratıyorlar. Googol sözcüğü Milton Sorotta adlı matematikçini, 1 ve onun ardından gelen 100 sıfırın oluşturduğu sayıyı belirten bir matematiksel terimden geliyor. Google’ın bu felsefeyi kullanmak istemelerinin nedeni, tüm dünyadaki bilgileri bir araya toplama misyonlarından kaynaklanıyor.

logo-google-1998.gif

İki yıl sonra Larry ve Sergey geliştirdikleri teknolojiyi Internet Portallarına pazarlamak için bir kaç ziyaret yapıyorlar ancak kimse buldukları bu teknolojiyle ilgilenmiyor. Açtıkları her kapı kapanınca, Google serüveri arkadaşlarının garajında 1998 yılında başlıyor. İlk Google logosu Sergey Brint tarafından yaratılıyor. Daha sonra GIMP grafik programı ile Yahoo’nun ünlem işaretini (Yahoo!) taklit eden bir logo tasarlıyor. En sonunda Stanford Üniversitesi Sanat Dalı Profesörü Ruth Kedar , Google’ın bugün kullandığı logoyu tasarlıyor.

logo-google-doodle-first.gif

İlk Google Doodle‘ı Burning Man Festivali için yaratılmış (1999) Google bilindiği gibi, özel günlerde, ünlü kişilerin ve firmaların kuruluş yıldönümlerinde, ülkeler için anlam ifade eden günlerde, o günün anlam ve önemini belirten özelleştirilmiş bir logo kullanıyor ve bunun adı da Doodle. İlk Doodle 1999 yılında Burning Man Festivali için hazırlanmış. Google Doodle’larını Dennis Hwang çiziyor.

IBM

logo-ibm.gif

1911 yılında Intenational Time Recording Company(ITR, 188 8) ve Computing Scale Company (CSC, 1891) bileşiyor. (IBM ismi henüz ortalıkta yok). 1924 yılında, şirket International Business Machines Corporation adını benimsiyor, yeni ve modern bir logo hazırlıyor. Bundan böyle şirket, Personel programları, tartı aletleri, et kesme makinaları ve delikli kart üretmeye başlıyor. 1940 yılında IBM, delikli kart üretiminde, bilgisayarlarla yönetilen yeni bir sisteme geçiş yapıyor. Bu dönemde şirketin CEO’su ise Thomas J. Watson. 1947 yılında ise IBM, kullandığı logoda ilk defa radikal bir değişikliğe giderek sadece harflerden oluşan bir logo tercih ediyor.
1956 yılında IBM şirketinin başkanı Watson koltuğundan iniyor ve yerine oğlu Paul Rand geliyor. Gelmesiyle birlikte IBM logosu biraz daha 3 boyutlu ve sert bir hal alarak tekrar yenileniyor. IBM logosu en büyük değişimi ise (gerçi logoların hangi biri büyük değişim yaşamamışki) 1972 yılında yine Raul Rand döneminde yaşıyor. Yatay çizgilerden oluşan ve Rand’ın değimiyle “hız ve dinamizmi” simgeleyen günümüzdeki halini alıyor.

LG

logo-lg.gif

LG, kurumsal hayatına 2 farklı şirket olarak başladı. Bunlar kozmetik ürünleri yapan Lucky(ya da Lak Hui) Chemical Industrial(1947) ve radyo ürünleri üreten Goldstar dı. Lucky Chemical, Kore’de yarattığı Lucky Cream ile ün kazandı. Hollywood’un henüz meşhur olmamış starı Deanna Durbin tarafından da büyük ilgi gördü ve çok iyi satış rakamları yakaladı.
Goldstar ise sadece radyo ile alakalı elektronik ürünlerin üretimini yapıyordu. 1995 yılında Lucky ve Goldstar isimlerini LG Electronics olarak değiştiriyorlar. Ve LG bir cheabol (Güney korede holding) haline geliyor. En son logo da ise bundan böyle LG’nin sloganı “Life is Good” (Hayat güzeldir) olarak kalıyor.
Çok ilginç bir ayrıntıda, LG’nin, firma adlarının Lucky ve Goldstar kelimelerin başharflerinden geldiğini reddetmesi. Yani sadece LG.

MICROSOFT

logo-microsoft.gif

Firma 1975 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletindeki Seattle kentinde iki üniversite öğrencisi tarafından kurulmuştur. Bu iki girişimcinin vizyonu “her ev ve her masada bir bilgisayar”dı.

Popular Electronics dergisinin 1 Ocak 1975 tarihli sayısında Altair 8800 bilgisayar sisteminin tanıtımını okuduktan birkaç gün sonra Bill Gates bilgisayarın tasarımcısı MITS (Micro Instrumentation and Telemetry Systems) ile temasa geçti. Ekibi ile birlikte Altair 8800 üzerinde çalışan BASIC programlama dili geliştirdiklerini belirtti. Paul Allen MITS‘e programın tanıtımını yapmaya gitti. Paul Allen Altair 8800′i daha önce kullanmamış olmasına karşın tanıtımı başarılı oldu. Tanıtımın sonunda MITS Bill Gates ve Paul Allen’dan Altair bilgisayarları için BASIC programlama dilinin telif hakkını satın aldı. Karlı bir iş fırsatı yakaladıkları düşüncesiyle Bill Gates Harvard Üniversitesi‘ndeki hukuk eğitimini yarıda bırakıp New Mexico eyaletinin Albuquerque şehrinde Microsoft firmasını kurdu.

Firma ilk uluslararası bürosunu 1 Kasım 1978′de Japonya’da açtı. 1 Ocak 1979′da şirket merkezini Washington eyaletinin Bellevue şehrine taşıdı.

Aradan geçen yıllar ile Microsoft bir dünya devi olmuş, sahibi Bill Gates’i dünyanın en zengin kişisi haline getirmiştir. Ancak bu zenginliği herkesin düşündüğü şekilde sadece geliştirdiği işletim sistemini satarak değil ayrıca sektörde ki büyük açıkları kapatabilecek nitelikte yazılan programların daha kendisi için risk teşkil edecek aşamaya getirmeden satın almasıyla başarabilmiştir.[Kaynak: Wikipedia]

Logo’nun tarihçesi

1982 yılında, Microsoft’un o dönemdeki logosu “O” harfinin, Microsoft” kelimesinden ayrıştırılmasıyla ortaya çıktı ve Microsoft personelleri tarafından “Blibbet” olarak adlandırıldı.1987 yılında Microsoft logosu tekrar değişeceği zaman Microsoft personellerinden Larry Osterman, “Blibbet’i kurtarın” adında bir kampanya başlatarak eski logonun değişmemesini sağlamak istedi ancak başarılı olamadı. Söylentiye göre, Microsoft’un kafeteryasında Blibbet Burger adında, domuz pastırmalı bir cheeseburger üretildi bu yıllarda.
1987 yılında, Scott Baker “O” harfinin üzerine kesikler atarak mevcut logoyu oluşturdu. Bu logoyu yaparkende Pac-Man oyunundan esinlendi. Bu yüzden şirket içerisinde Microsoft’un bu yıllardaki logosu Pac-Man Logo olarakta biliniyor.
1994 yılında Microsoft, 100$ milyon dolarlık bir reklam kampanyası ile birlikte yeni sloganını duyurdu: “Where do you want to go today” (Bugün nereye gitmek istersin) Tabi bu sloganla daha sonraları oldukça dalga geçildi. 1996 yılında, bu sloganla “what kind of error messages would you like today?” (Bugün ne tarz bir hata mesajı istersin) şeklinde dalga geçildi. Ve Microsoft bu sloganı kaldırdı. Daha sonra Microsoft kendine yeni sloglanlar buldu, “Make it Easier”, “Start Something”, “People Ready” ve “Open up Your Digital Life” oldu. Yerleşik slogan ise “Your potential. Our passion” oldu. Logo tarihçesi için kaynak.

MOTOROLA

logo-motorola.gif

Motorola, 1928 yılında Paul Galvin tarafından, Galvin Manufacturing Corporation adıyla kuruldu. 1930lu yıllarda Galvin, araba radyoları üretmeye başladı ve bu radyolara “Motorola” adını verdi. Motorola ismini de Motor kelimesinin sonuna o zamanların popüler bir eki olan “ola” yı getirerek yarattı. Şirket 1947 yılında ismini Motorola Inc. olarak değiştirdi. Motorola 1980 lerde, ticari olarak hücresel telefonlar üretmeye başladı.

“M” şeklindeki logo, rütbe anlamına gelen “insignia” kelimesinden geliyor ve bu loho 1955 yılında tasarlandı.(şirket içinde emsignia diye tabir ediliyor) Şirket başkanının söylediğine göre, iki tane diket üçgenden oluşan bu logo, şirketin liberal bakış açısını sembolize ediyor.[bkz]

Devamı »

Şubat 8, 2008 Yazan: teknolojiherseyim | Donanım Genel, Genel | , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yapılmamış

IMEI kaydı mevzuatı değişti

Telekomünikasyon Kurumunun, 5392 sayılı kanun gereği, GSM operatörlerini, yurtdışından gelen cihazların kayıt altına alınması konusunda yetkili kıldığını biliyoruz. Yasaya göre, 2007 yılı içerisinde, yurtdışından Türkiye’ye yılda en fazla 1 adet cep telefonu getirilmesine izin verilmiş ve cep telefonu Türkiye’ye girdiğinde, getiren kişinin, pasaportu ile birlikte GSM operatörlerinin yetkili bayilerine başvurarak cihazını kayıt altına aldırma zorunluluğu getirilmişti. Mevcut mevzuata göre, kişi yurtdışından yılda 1 adet cep telefonu getirebiliyor ve bunu Türkiye’ye girdiğimiz anda kayıt altına aldırarak cep telefonunun Türkiye’de kullanılabilmesini sağlayabiliyoruz. Kayıt altına alınmayan cihazlar ise Telekomünikasyon Kurumu‘nun “imei tespiti” ile yetkili operatörlerce kullanıma kapatılıyor.

01.01.2008 tarihi itibari ile, “Eşya kapsamında, yurtdışından yılda 1 tane cep telefonu getirilebilme” hakkı, bundan böyle “2 yılda 1 tane cep telefonu” getirilebilecek şekilde düzenlendi. Yani, eskiden yurtdışından senede 1 tane cep telefonu getirebilirken -ki giriş tarihiniz ve aynı yıl içinde başka bir cihaz kayıt ettirip ettirmediğiniz, kayıt esnasında sistemler tarafından kontrol ediliyor- bundan böyle, 2 yılda 1 tane cep telefonu getirilebilecek. 2008 yılında bir tane cep telefonu getirdiyseniz, en erken 2010 yılında bir tane daha cep telefonu getirebileceksiniz anlamına geliyor bu durum. Mobisad tarafından yapılan açıklamada, yılda 1 cihaz getirme hakkının, cep telefonu kaçakçıları tarafından su istimal edilmesi ile, 2007 yılında kayıt altına alınan cihaz sayısının 1 milyon adete ulaştığı ifade edildi.

imei numarası nerede yazar

Mevcutta, yurtdışından getirilmiş ve klonlu olan -imei numarası kopyalanmış cihazlar- için herhangi bir iş akışı bulunmuyor ve bu tarz cihazlar Türkiye’de kullanılamıyor. Ancak eğer Türkiye’den faturalı olarak aldığınız bir cep telefonu daha sonra klonlanırsa, cihazı aldığınız yetkili distrübütör tarafından TK’ya başvuru yapılıp, cihazınız “yalnızca 1 gsm numarası ile çalışabilecek” şekilde kayıt altına alınabiliyor. -GSM no ve imei işleştirme uygulaması- 1 Şubat 2008′de güncellenen mevzuata göre, yurtdışından gelen ve imei numarası klonlu ya da sonradan klonlanmış olan cihazlar ile ilgili halen bir iş akışı bulunmamakta. Bu nedenle, yurtdışından alınan cep telefonları için “klonlanma” riski halen devam ediyor. Ve teknik açıdan imei klonlamasının önüne geçilmesi mümkün değil. Yurtdışından getirdiğiniz cep telefonlarını ücret karşılığı açtığını iddia eden teknik servisler, daha önce kayıtlı ve yasal bir imei numarasını sizin cep telefonunuza kopyalıyorlar ve Telekomünikasyon Kurumu bu tarz kopyalanmış bir imei tespit ettiğinde, cihazınız kullanılamaz hale geliyor. -ki bu süreç çok uzun sürmüyor, 1 ay içinde tespit edilebiliyor- Bu yüzden yurtdışından cihaz alırken iki kere düşünmekte fayda var. Ki zaten Dubai gibi, “iletişimden vergi alınmayan” bir ülkeden cep telefonu almıyorsanız, artık Avrupa ve Türkiye’deki cep telefonu fiyatları arasında uçurumlar yok. Ama iletişim ve iletişim cihazlarından vergi alınmayan bir ülkeden cep telefonu alıyorsanız, Türkiye’de 1000YTL civarında satılan bir cihazı, bu ülkelerden neredeyse yarı fiyatına almanız mümkün, tabi cihazınızın yarın öbür gün kapatılması riskini göze alabiliyorsanız. Bu kayıt uygulaması ne kadar doğru ne kadar yanlış tartışılır ancak mevcuttaki durum bundan ibaret.

Şubat 6, 2008 Yazan: teknolojiherseyim | Cep Telefonları, Donanım Genel | , , , , , , | Yorum yapılmamış

399YTL’ye Playstation 3, bu gece.. kaçırmayın

Okuduğum bir habere göre, Gedik Holding bünyesinde açılacak olan www.gedikgross.com adlı alış veriş sitesi bu gece yayın hayatına başlıyor ve açılışı inanılmaz bir kampanya ile yapıyor. Bu gece(03.02.200 8) saat 00.00 dan itibaren www.gedikgross.com üzerinden, Playstation 40GB’lık model 399 YTL’ye satılacak. Evet yanlış duymadığınız, piyasa fiyatı 1000YTL’nin üzerinde olan Playstation 3, 1 günlüğüne 399YTL’den satılacak. Ürün stoklarla sınırlı olacakmış ama ertesi gün stoklar tükenene kadar satışa devam edilecekmiş. Playstation 3 alacaklar için gerçekten kaçırılmaması gereken bir fırsat bu. Bende mi alsam diye düşünüyorum hazır fırsat varken :)

Şubat 3, 2008 Yazan: teknolojiherseyim | Donanım Genel, Genel-Internet | , | Yorum yapılmamış

WordPress Otomatik Tag Linkleme

Özellikle Seo için, yazdığınız içeriklerde eğer daha önce yazdığınız içeriklere link verirseniz Google sitenizi indexlerken bu linkler sayesinde avantaj kazanmış oluyorsunuz. Mesela bir gün önce “Lost” ile ilgili bir haber yazdığınız ve bugün yazdığınız yazıda dünkü yazınıza link veriyorsunuz. Ya da “Lost” etiketine link vermek istiyorsunuz. WordPress’te bu linkleri tek tek el ile ayarlamak işkenceden başka birşey değil. Açık söyleyim bende bugüne kadar bu tarz linklemeleri el ile yapıyordum. Biraz php kodlarını araştırdım basit bir şekilde bu linkleme olayı çözülebilecek gibi görünüyordu ancak bunu bir eklenti ile halletmek daha güzel olacak diyerekten araştırmaya devam ettim. Ve sonunda Simple Tag adlı bir eklenti buldum. Bu eklentinin bir çok özelliği var ama beni ilgilendiren kısmı, yazdığım içeriğimde kullandığım etiketler eğer daha önceki içeriklerimde mevcut ise bu kelimeleri seçip otomatik olarak linklemesi idi. Ve bunu çok başarılı bir şekilde gerçekleştiriyor. Örnek bir resimle açıklamak gerekirse,

Devamı »

Şubat 2, 2008 Yazan: teknolojiherseyim | Donanım Genel | , , , , , | Yorum yapılmamış

Google bu kez de DELL ile mi cep piyasasına giriyor?

google

Uzun bir zamandır Google‘ın iphone‘a rakip olarak bir cep telefonu çıkaracağı söylentileri konuşuluyordu. Ancak daha sonra Google bunu yalanlayarak “Sadece, mobil bir platform yaratma çabaları”‘nın olduğunu söylemişti.

Şimdi ise yine bir söylenti yayılmış durumda. Söylenti diyorum çünkü resmi kaynaklardan doğrulanan bir bilgi değil. Söylentiye göre Google, Dell ile birlikte, iphone‘a rakip olabilecek bir cep konsepti geliştiriyor. Dell bilindiği gibi genelde PDA tarzı cep telefonları üreten bir şirket. Önümüzdeki ay Barcelona’da yapılacak olan 3GSM Telekom Konferansı‘nda, Dell ve Google birlikteliğiyle ilgili bir açıklama yapılması bekleniyor.

Umarız bu söylenti de “GPhone” gibi beklentileri boşa çıkarmaz.

Ocak 31, 2008 Yazan: teknolojiherseyim | Donanım Genel, Genel-Internet | , , , , , | Yorum yapılmamış

Pazarlama, Türkiye ve Dünyayı sarsan girişimler

Her başarılı girişimin arkasında zeki insanlar vardır ve dünyanın en iyi uygulamasına imza atsanız bile eğer pazarlama işini başaramıyorsanız bir hiçsiniz.

Bundan seneler öncesine -yaklaşık 10 yıl öncesine- dönelim. Dönemin anında mesajlaşma yazılımı ICQ yu hatırlayalım. Yeni kuşağın bir çoğu ICQ‘yu hatırlamıyor bile. Başında gece gündüz mesajlaştığımız ICQ unutuldu gitti. -ben unutmadım ilk ve tek icq numaramı hala hatırlıyorum 18262540- :)
Peki bundan 10 yıl önce birilerinin gelip ICQ‘yu tahtından indirebileceği aklınıza gelirmiydi hiç? Elbette hiç kimsenin aklına gelmezdi. Ama dünyadaki pazarlama kanunu böyle işliyor.

“Sizden daha iyi işler yapan birileri mutlaka vardır.”

“Daha iyi işler” diyorum çünkü, yarattığınız girişimin tek başına mükemmel olması yetmiyor. Onu çok iyi pazarlayabilmelisiniz. Kişisel görüşüm ve önemli otoritelerinde belirttiği gibi, MSN, ICQ ile kıyaslandığında aslında ICQ‘dan daha hızlı bir iletişim aracı değildi. Doğruyu söylemek gerekirse hala ICQ‘nun o sade reklamsız ve hızlı versiyonunu arıyorum. -Burada hız derken yazdığınız iletinin karşınızdaki kullanıcıya ulaşma hızından bahsediyorum-

Peki nasıl olduda dönemin kralı ICQ tahtından indirilebildi? Burada pazarlama stratejisi çok önemli bir rol oynuyor.

Bill Gates diyorki;

“Başarımı, kendimden daha zeki insanlarla çalışmaya borçluyum”

ICQ‘dan daha hızlı olmayan bir yazılım olan MSN, büyün dünyayı ele geçirdi ve bir fenomen oldu neredeyse. Bunun en önemli nedenleri; kompakt yapısı ve çok hızlı yayılması, yani pazarlanması idi. Artık MSN hesabı olmayanı dövüyorlar bile diyebiliriz :)
Şu kuralı unutmamak gerekiyor;

“Sizden daha iyileri daima vardır ve var olacaktır”

facebook1.jpgGünümüze dönersek bu günlerde MSN’nin de tahtı sallanıyor hemde aynı kulvarda olmadıkları bir rakibi yüzünden. Adı Facebook. Adını “paper facebooks” dan alıyor. Bu, ABD’de tüm okullarda öğrencilerin ve öğretmenlerin doldurduğu ve kendilerini tanıtan bilgileri içeren bir formun adı. 2004 yılında, Hardvard üniversitesinde okuyan Mark Zuckerberg Harvard‘lı öğrencilerin birbirleri ile haberleşebilecekleri bir sosyal ortam yaratıyor. Daha sonra bu ortam, Boston civarındaki tüm okullara yayılıyor. En nihayetinde Ivy Ligi üniversitesine de sıçrıyor ve 2 yıl içinde bütün Amerika‘ya yayılıyor. 2006 yılında ise Facebook, bazı yaş sınırlamaları konarak bütün mail adreslerinin kullanımına açılıyor. -daha önceleri sadece facebooka kabul edilen okulun mail adreslerinin uzantıları ile üye olunabiliyordu-

Şu an Facebook‘un 2007 verilerine göre 37 milyon civarında üyesi bulunuyor. Peki Facebook nasıl olduda hayatımızı bir anda alt üst etti? Daha önce Yonja gibi girişimler de vardı. Facebook‘un farkı neydi?

Tabiki yine zeki insanlar çok zekice bir projeyle piyasaya girdiler. Örneğin, Facebook‘a üye olmak istediğinizde, eğer izin verirseniz Facebook sizin mail hesaplarınızdaki kontak listenize bakıyor ve eğer arkadaşlarınız Facebook‘a üye ise onları buluyor ve anında sizi buluşturuyor. Hatta ortak arkadaşlarınız var ise bunları bile size söylüyor. Kolay ve pratik..

Şimdilerde kimse MSN kullanmaz oldu, ofisteki arkadaşlar bile birbirlerine Facebook‘tan mesaj atıyorlar. -aslında engelli ama açmanın türlü türlü yolları var- Ayrıca çokta iyi bir reklam aracı Facebook. Bu kadar çok kullanılan bir uygulamaya kim reklam vermek istemezki? Zaten daha önce bunun Türkiye’deki ilk örneğini yaratan Turkcell‘in İştesöz uygulamasını sizlere tanıtmıştım. Facebook‘un şuanki piyasa değeri ise 16$ milyar dolar civarında. Korkunç bir rakam.

Keşke diyorum bizlerden de böyle güzel projeler çıksa. Ama biz hazıra konmayı seviyoruz. Türkiye’deki beğendiğim bir kaç girişimden ikisi olan Blograzzi ve Sosyomat‘ı örnek gösterebilirim. Bunlar çok başarılı projeler ama dünya çapına yayılacak kadar değil. Sonuçta önce yabancılar yaptı biz taklit ettik. Aslında buna neden olan birazda ülke koşulları sanırım. Hatta biraz daha yazarsam eğitim sistemine kadar ineceğim.

Teknoloji Herşeyim‘in “Hakkında” bölümünü okuyanlar az çok bilirler zamanında Kondor adlı bir işletim sistemi yazmaya kalktık ama finanse edemedik, grubu bir arada tutamadık, destekleyen çok az oldu ve yetmedi. Ama dışarıda durum böyle değil. Örnek yine, Facebook‘un arkasında European Founders Fund gibi dev finans şirketleri var. Bize de birileri böyle destek olsaydı neden yazmayaydık ki Türkiye‘nin ilk işletim sistemini?

Aslında daha çok yazacak şey var ama konuyu fazla da dağıtmak istemiyorum.

Umarım, Avrupa‘nın 30 sene gerisinden gitmeyi bırakır ve bir an önce elimizdeki müthiş beyinlerde dünyayı sarsacak projelere imza atarız. Tabi bunun için katetmemiz gereken çok yol var orasıda işin başka bir boyutu.

Ocak 29, 2008 Yazan: teknolojiherseyim | Donanım Genel, Genel | , , , , , , , , | Yorum yapılmamış

Lego nun 50. yıldönümü şerefine Google dan jest

Google Lego 

Bugün Google anasayfasını açtıysanız, Google‘ın Lego için yaptığı büyük jesti görebilirsiniz. Lego‘nun 50 kuruluş yıldönümü şerefine Google, Logo için bir Doodle hazırlamış. Google‘ın zaten önemli günler için yaptığı Doodle ları hepimiz biliyoruz. Hatta Google, bütün dünyadaki önemli günleri hatırlarken neden Türkiye‘deki önemli günleri ve olayları hatırlamıyor diye içerleyen bir grup başarılı girişimci arkadaşımız Google Bize Logo Yapsana projesini başlatmış, bir anda binlerce fanatiği oluşmuş ve Google‘ın önemli günlerimizi hatırlaması için ana sayfasına koymak üzere binlerce Doodle hazırlanmıştı.

Bu olaydan sonra Google artık Türkiye’deki önemli günlerede önem vermeye başladı ve nadiren de olsa Ülkemize özel Doodle‘ları yayınlıyor. Ama yeterli mi bence hayır..

Baksanıza Lego‘nun kuruluşu için bile jest yapan Google, Büyük Önderimiz Atatürk‘ün kurduğu Cumhuriyetimizin, kuruluş yıldönümünde bile, yapılan bu kadar girişimden sonra bir Doodle yayınlamıştı.

Umarız bu tarz jestler, ülkemizdeki önemli kuruluşların ve günlerin yıldönümlerin de de karşımıza daha sık çıkar.

Ocak 28, 2008 Yazan: teknolojiherseyim | Donanım Genel, Genel-Internet, Yazılım | , , , , | Yorum yapılmamış

WordPress sansüre devam

Birkaç gün önce sizlere duyurduğum WordPress Yasağı Kalktı mı? haberinde, Superonline DNS’leri üzerinden WordPress‘e erişilebildiğini yazmıştım. Hakikaten de o gün içerisinde WordPress ve alt domainlerine erişilebiliyordu. Ancak hem resmi bir şekilde olay doğrulanmadı hem de bugün tekrar mahkeme kararının yazdığı o gereksiz sayfayla karşı karşıya kaldım. Bir başka bahara diyorum..

www.teknolojiherseyim.com

Ocak 25, 2008 Yazan: teknolojiherseyim | Donanım Genel | , , , | Yorum yapılmamış