System Restore hayatımı kurtardı
Benim bilgisayarı ve odamı bir görseniz, yan kapakları birşeyler takıp çıkarmaktan sürekli açık, karnı bağırı deşilmiş bir kasa, etrafa saçılmış cdler, ekradaki post-itler altta 5-6 tane 250 lik cd çantaları daha bir sürü şey. E böyle dağınık bir adamın harddiski nasıl olur ki? 1×250gb, 1×160gb, 1×40gb olmak üzere toplam 3 tane hdd bağlı kasaya ve bunların içerisinde yaklaşık 10-12 yıllık arşivlerim saklı. Bir çoğunun DVD yedekleri olsa da önemli bir bölümü sadece bu harddisklerde saklıyorum verilerimin. Hatta sevgili kankam Gürkan -o şimdi asker- mini Google diyor benim harddisklere o derece : )
Dün kardeşim bir tane Bluetooth Dongle hediye etti bana. Ne yalan söyleyim lazımdı bir tane zaten. Hemen aldım Windows Vista üzerine kurmaya çalıştım. Bluesoil marka bir dongle bu zımbırtı. Vista otomatik tanımadı aleti, neyse web sitesine gittim en son yazılımını indirdim vista için. Kurulum bitti, dongleı taktım, vista driverları buldu yükledi, tam bluetooth u aktif hale getirmek için hamle yapmışken Bluesoil’in aptal yazılımı “Bu dongle lisanslı değil onun için 5mt dışına nah çıkarsın” gibi bir uyarı verdi. Efendim gidip bir önceki versiyonunu indirip kurmam gerekiyormuş, la havle…
Neyse indirdim sevgili Bluesoil’in tenzip buyurduğu gibi bir önceki versiyonunu yazılımın. Kurulum başladıktan sonra bu seferde Vista başlamaz mı “Bu yazılımı Microsoft doğrulamıyor, şapkasız çıkmam abi, kurarsan da kur sonra ağlarsın, kılımı bile kıpırdatmam” diye… İnadına devam ettim. Yazılım kuruldu, çalıştı, hatta benim Nokia E50′den dosya transferi bile yaptım.
İmdat içeriğimi çaldılar!
Emek verip, saatlerinizi harcadığınız yazılarınızı gözünü kırpmadan çalan birileri oldu mu hiç? Blog yazıpta böyle birşey başına gelmemiş insan sayısı çok azdır heralda. Sen saatlerini verip, uykundan fedakarlık edip sayfalarca içerik üret, alemin akıllısı gelip içeriğini çalsın, utanmadan copy-paste yapıp yayınlasın. Vicdanı el veren için o kadar kolay ki bunu yapmak, copy-paste hepsi bu. Peki birader sen benim içeriğimi çaldın, kaynak göstermedin, Google bunu yer mi? Herkesi kandırabilirsiniz ama Google’ı kandırmak çok zor. Çünkü Google’ın orjinal ve kopya içeriği belirleyebilen bir takım algoritmaları var. Bu sayede, içeriğin orjinalini ilk yayınlayan site Google tarafından orjinal olarak etiketleniyor. Sizin içeriğinizi çalan site ise, aynı anahtar kelimelerle arandığında çok çok gerilerde listeleniyor. Daha da güzeli SandBox’a takılma ihtimali var.
SandBox’ı sağdan soldan duymuşsunuzdur mutlaka. Kısaca, Google’ın kopya, spam ve bilimum sakıncalı içerik üreten, ya da çeşitli hileler yaparak Google aramalarında üstlere çıkmaya çalışan siteleri hapsettiği bir modül diyebiliriz SandBox için. Eğer bir site Sandbox’a düşerse, o site artık Google sonuçlarında listelenmiyor. Yani Google tarafından cezalandırılıyor. Günümüzde, Google ile düşman olan bir sitenin yaşama şansı sıfır!
Devamı »
gnctrkcll Facebook Radyosu Yayında
Turkcell’in Facebook aplikasyonlarının ardı arkası kesilmiyor. Önce İştesöz uygulamasıyla, kişilerin Facebook profillerinde her yenilemede ünlü düşünürlerin sözlerini yayınlayan Turkcell, daha sonra futbol aşkıyla yanıp tutuşanları da düşünmüş ve Turkcell Superlig Facebook aplikasyon paketini yayınlamıştı.Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Turkcell müşterilerine nasıl dokunacağını çok iyi bilen bir şirket. Önüne çıkan her fırsatı değerlendiriyor. Şimdi de yaklaşık 15 milyon klup üyesi bulunan gnctrkcll için bir Facebook aplikasyonu yayınlandı: gnctrkcll Facebook Radyo uygulaması.
Fake Feedburner Counter Hazırlamak
Blog ile uğraşan hemen hemen tüm blogcular okuyucularına RSS hizmeti sunuyor. En kullanışlı ve en çok tercih edilen RSS hizmet sağlayıcısı şüphesiz ki FeedBurner. Feedburner’ın bir sürü kullanışlı özelliği var ama bunlara girmek istemiyorum şu an, çünkü konumuz FeedBurner’ın yararları değil, kullanıcılarına sağladığı yararların kötüye kullanımı.
Internette gezerken RSS okuyucu sayısını görüpte ağzınızın açık kaldığı bloglar oldu mu? En fazla RSS okuyucusuna sahip olan popüler bloglardan birisi olan TechCrunch’ın, ben bu yazıyı hazırlarken tam 667.000 RSS okuyucusu vardı. Bir blogun bu kadar büyük
bir kitleye hitap etmesi için gerçekten çok ama çok çalışması gerekiyor bu aşikar. Ama bazı uyanıklar, bu çalışkan insanların emeklerini hiç düşünmeden çalıp prim yapabiliyorlar. -hoş, yazdığınız yazıyı bile gözünü kırpmadan copy-paste yapan bir ton insan(!) var-
Şimdiler de bazı kendini bilmezler bloglarına sahte FeedBurner Counter’ları yerleştirmeye başladı. Düşünsenize; Google’da bir içerik aradınız ve kendinizi konunuzla alakalı bir blogun içerisinde buldunuz. Hemen hemen her blog, Feedburner’ın Counter hizmetini kullanarak kaç tane RSS okuyucu olduğunu takipçileri ile paylaşıyorlar. Girdiğiniz blogdaki içerik ilginizi biraz olsun çektiyse, hemen köşedeki FeedBurner Counter’ı da dikkatinizi çekiyor ister istemez. RSS kullanmanın faydalarını iyi bilen bir internet adamı, -ne yazıkki ülkemizde bunlardan sınırlı sayıda var- içeriğini beğendiği bir blogu hemen takibe alır ve RSS okuyucusuna linkini ekler.
21$ dolara Orjinal Office 2007 aldım hem de Türkçe
21.99$’a orjinal, kutulu, lisanslı hem Enterprise Edition, hem de Türkçe Office 2007 sahibi oldum. İnanmadınız mı? Bende ilk duyduğumda inanmadım ama gerçek. Ama 21.99$’a Office 2007 Türkçe almanın bazı şartları var; altın kelimemiz HUP.
Peki nedir bu HUP?
HUP(Home Use Program) Microsoft’un, 5000+ lisansa sahip şirketlerin çalışanlarına yönelik hazırladığı bir kullanım programı. Kısaca sistem şöyle işliyor. Şirketiniz eğer Microsoft ürünleri kullanıyor ve halihazırda 5000 den fazla ürün lisansına sahipse, bu şirketin çalışanları HUP’dan yararlanıyor. Microsoft’un açıklaması şöyle:
Gece bizden sorulur
- Her hafta ortalama 800.000 kişi eğlenmek kafaları dağıtmak için bir yerlere gidiyor.
- Bu bu eğlenenlerin hepsi farklı davranışlar sergiliyor.
- Bunların %16 sı hiç kıpırdamadan bir duvar köşesinde robot gibi dikilip müziği dinliyor. -bazen bende yapıyorum : ) -
- %15′i ise sadece dizlerini kırmak suretiyle ufak ufak yerlerinde yaylanıyor.
- %8′i abuk subuk ve kendini yerden yere vurmak -gerekirse kafa üstünde dönmek dahil olmak üzere- suretiyle dansediyor. -bunu anlatamıyorum en aşağı bakın : ) -
- %11′i klasik “Bir arkadaşa bakıp çıkıcam” taktiğini uyguluyor.
- %9′u kapıdan içeri bile alınmıyor -özellikle sosyetik mekanların 1 numaralı taktiği-
Gece bizden sorulur.. Nerdenmi biliyorum? İşte burdan : )
Keşke herkes Beyaz kadar duyarlı olsa
Dün gece Recep İvediği izlemeye gittiğim için Beyaz Show’un bu haftaki bölümünü kaçırdım. Bugün gündemdeki haberlere bakarken dün geceki Beyaz Show ile ilgili bir habere rastladım. Dün ne yazıkki, sınır ötesi operasyonda 5 şehit verdik, bende bu kötü haberi bugün öğrendim. : ( Beyaz da dün gece canlı yayında öğrenmiş bu haberi ve programı normal saatinden daha erken bitirmiş. Sırf şehitlerimize saygı amacıyla eğlenceye/gülmeye bir süre ara vermiş. Helal olsun Beyaz’a. Ben bu adamın insanlığına hayranım zaten oldum olası. Piyasadaki o medya maymunlarıyla uzaktan yakından alakası yok. Hatırlarsanız geçtiğimiz aylarda, benzer bir şehit haberi prime time sonrası haber bültenlerine düşmüş ve İbo Show gülmeye eğlenmeye/eğlendirmeye devam etmişti. Tabi her yapımcının kendi kararı kendi bileceği şey ama bence toplumsal sorunlarımız için, vatanımızın huzuru ve bölünmez bütünlüğü için gece gündüz demeden canları pahasına savaşan askerlerimize saygı duymalıyız. Hangi insan o şehit haberlerini duyunca, eğlence programlarına bakabilir ki? Böyle bir durumda eğlence programı yapan bazı sanatçı(!)ların konuya duyarsız kalıp, sazlı sözlü eğlenmeye devam etmelerine akıl erdiremiyorum, inanamıyorum. Beyaz’ın çok sevilmesinin nedeni bu işte, çünkü o bizden biri.[via]
Dün Irakta, kahramanca savaşıp şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ise başsağlığı diliyorum.
Şu anda öğrendiğimize göre operasyonda 44 terörist tesirsiz hale getirilmiş. Ancak bu arada güvenlik güçlerimizin de 6 şehit verdiği haberini üzüntüyle öğrendik. Sanıyorum diğer kanallarda da eğlence programı yapılmıyordur. O yüzden programızıı burada kapatıyor ve bu savaşın bir an önce durmasını artık şehitlerimizin olmamasını istiyoruz.
Blograzzi den ayrılanlar kervanı hakkında bir iki kelam
Son günlerde, bir Blograzzi’den ayrılma sevdasıdır aldı başını gitti. Bende dayanamadım ve bu konu üzerine bir iki şey söylemek istiyorum. Benim aklımda kalan ilk Blograzzi’den ayrılan ise PARANTEZİCİHAYATLAR’dı sanırım. Neyse bir önemi yok. Bu arada son günlerde blograzziden ayrılanlar üzerine olsa gerek, nihayet bir açıklama yayınlanmış. Gözüme takıldı…
Teknoloji Herşeyim’i ilk açtığımda, bende Blograzzi’ye üye oldum ve blogumu yayınlamaya başladım. Sürekli güncellenen bir teknoloji sitesi olduğundan dolayı olsa gerek (neye göre sıralama yapılıyor inanın bilmiyorum) ilk günlerde, Blograzzi ana sayfadaki “En aktif bloglar” arasında göründü hatta en aktif bloglarda ilk sıraya bile çıktığı gün oldu. E tabi yeni açılmış bir blog için insan, “vay be ilk günden en tepelere çıktık” diye düşünüyor. Ama biraz etraflıca araştırınca aslında kazın ayağı başka..
Blograzzi forumlarını da defalarca dolaştım, neye göre hangi algoritmaya göre puanlama yapılıyor ve siteler üste çıkıyor ya da alta iniyor tam bir yanıt bulamadım. Arda Kutsal sağolsun kendince birşeyler açıklamaya çalışmış ama bu yeterli değil. Yani insan düşünüyor 1 gün önce siten 3000 küsürüncü sıradayken bir gün sonra nasıl oluyorda 1500 sıra birden yükselip 1500. sıralara çıkabiliyor. Neyse bunu da geçtim… Asıl meseleler daha da büyük.
Hani bir teorim vardıya, “blog ne kadar güncel olursa, RSS’den takipte olan Blograzzi bunu anlıyor ve blogu en aktiflerin arasında gösteriyor. Hayır efendim yok öyle birşey. Bir gün önce bakıyorum “en aktiflerde 2. sıradayım” ertesi gün -ki güncellemelere aynı tempoda devam etmeme rağmen- en aktiflerin arasından kaybolmuşum. Aldığım yorumlar verilen kıytırık puanlar ve favorilere ekleme meseleleri ise dün nasılsa bugünde öyle olmuş. Peki nası olmuşta bu blog en aktiflerde bir anda yok olmuş? Bunun da cevabı yok, çokta önemli değil zaten.
Birde günün blogu uygulaması var ki evlere şenlik.. Orda hergün bir günün blogu seçiliyor ama neye göre, kim, nasıl seçiyor bunlar devlet sırrı gibi saklanıyor. Bazen bir bakıyorsunuz, içerik olarak vasat, 2 gün önce açılmış blog günün blogu seçiliyor. Şahsen benim için günün blogu felan seçilmek çok bişey değil, eğer bu blogu birileri takip edecekse, zaten eder kardeşim mevzu bu değil. Olay “neye göre seçiliyor bu bloglar”??? Bu da muamma..
Ana sayfadaki ilk 20 ise maaşallah hiç değişmiyor nerdeyse. Aralarında gerçekten ilk 20 de olmayı hak eden arkadaşlarım da var. Bu insanlar gerçekten yerlerini hak eder derecede bir okuyucu kitlesine sahipler ve keyif veren içerikler üretiyorlar. Bunları katmayarak konuşuyorum..
Ama o ilk 20′de öyle isimler var ki blog bile değiller.. Misal, orada bir komünitenin ne işi var Allah aşkına. Burada kimse sanmasın ki Bildirgeç‘e gıcığım var ya da herhangi bir kuyruk acısı durumu söz konusu.. Asla.. Anlayamadığım bu ilk 20 neden hiç değişmiyor, blog bile olmayan o sitelerin orada ne işi var..
Bir diğer konu, Google, Alexa gibi sitelerin değerleri neden blograzzi de geç güncelleniyor yoksa ellemi güncelleniyor? Anlayabilmiş değilim.
Ha, bana Blograzzi’nin herhangi bir katkısı oldumu? Orada aldığım 3-5 yorum dışında ne doğru dürüst ziyaretçi getirdi, ne de tanıtıma bir katkısı oldu.
Yazdıkça yazası geliyor insanın Blograzzi’nin bitmek bilmeyen problemleri hakkında. Ama bende konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Bir tepki olarak Blograzzi’den ayrılmayı düşünüyorum bende. Gerçi bu seferde kendini bilmez bazı densizler reklam için Blograzzi’den ayrılıyorsunuz gibi laflar edecekler ama hiç önemli değil.
Bu yazı asla kimseyi kötülemek için yazılmadı. Sadece Arda‘nın biraz öz eleştiri yapması gerekiyor. Blograzzi gibi bir markayı yarattıktan sonra böyle boşvermişlik, böyle vurdum duymazlık, böyle çifte standart olmamalı. Arda Kutsal’a nacizane tavsiyem, “Blograzzi marka olma yolunda ilerlerken, biraz silkelenip kendine gel ve üyelerinin sorularını cevapsız bırakma” şeklinde olacak…
Bu yazıyı benim cache blogumda daha önce yayınlamıştım ancak olaylar ayyuka çıkınca buraya taşıdım.
Teknoloji Herseyim’e Online MSN Zamazingosu
Belki farketmişsinizdir, dün itibariyle artık içerik başlıklarının yanında bir MSN ikonu çıkıyor. Bu MSN ikonu anlık olarak o anda benim online olup olmadığımı gösteriyor. Ayrıca bu ikonun üzerine tıklarsanız ya da “iletişim” sayfasındaki MSN scriptine yazarsanız, yazdıklarınız anında bana ulaşıyor. Görüş bildirmek, bişey sormak ya da küfür etmek isterseniz bu formu kullanabilirsiniz : ) Çok uzun süre cevap vermezsem bilin ki uyumuşumdur : )
Sizde blogunuza bu küçük scripti eklemek isterseniz buraya uğrayabilirsiniz.
Recep İvedik bombası
Az önce geldim filmden, gözümden uyku akıyor ama bir iki satır birşeyler yazmadan uyku tutmaz : ) Abi adam yapmış demekten kendimi alıkoyamıyorum. Gülmekten karnıma ağrılar girdi resmen. Filme giderken kaygılarım vardı fos çıkacak diye ama tam tersi oldu. Şahan, orjinal Recep İvedik karakterini, hiç abartıya kaçmadan aynen aktarmış sinemaya helal olsun. Orjinalindeki “Gonuşma Lan”, “Kompleksliyim” gibi herkesin diline yer etmiş tabirlerini, hiç abartmamış ve filmde yeterli miktarda kullanmış. Özellikle bu çok hoşuma gitti. Herşey yerli yerinde. Senaryo klasik “Delikanlı kızı görür ve aşık olur” türünden ama hiç önemli değil. Tekrar söylüyorum gülmekten karnıma ağrılar girdi. Daha fazla yazacak birşey bulamıyorum, izlemeniz ve kopmanız lazım. İyi geceler : )
-
Yeni
- System Restore hayatımı kurtardı
- İmdat içeriğimi çaldılar!
- gnctrkcll Facebook Radyosu Yayında
- Fake Feedburner Counter Hazırlamak
- 21$ dolara Orjinal Office 2007 aldım hem de Türkçe
- Gece bizden sorulur
- Keşke herkes Beyaz kadar duyarlı olsa
- Blograzzi den ayrılanlar kervanı hakkında bir iki kelam
- Teknoloji Herseyim’e Online MSN Zamazingosu
- Recep İvedik bombası
- Youtube bu kez de Pakistan’da engellendi
- Flamenco gitarın yapısı
-
Bağlantılar
-
Arşiv
- Şubat 2008 (88)
- Ocak 2008 (139)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS
